Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR

83eb945a-e0b6-4a20-87c0-b05ff727d377

Bugün bayram…
Ramazan Bayramı…
Bir diğer adıyla Şeker Bayramı…
Ama soruyorum kendime…
Gerçekten bayram mı?
Yoksa sadece birkaç gün süren bir tatil mi artık…
Eskiden böyle miydi?
Değildi…
Bayram sabahı daha güneş doğmadan uyanırdık.
Aslında biz uyanmazdık…
Annem…
Gülnaz Akdağ
usulca kapıyı aralar, o kendine has şefkatiyle seslenirdi:
“Haydi kalkın… bayram namazına geç kalmayın…”
O ses…
Sadece bir çağrı değildi…
Bir bayramın başladığını müjdeleyen en güzel sesti.
Babam…
Hüseyin Akdağ
Ve kardeşlerim…
İlhan, İrfan…
Hep birlikte caminin yolunu tutardık.
O yürüyüş…
Sadece bir ibadet yolculuğu değildi…
Birliğin, beraberliğin, aile olmanın en sade ama en güçlü haliydi.
Namazdan sonra eve dönerdik…
Ve ev…
Mis gibi kokardı…
Annem kahvaltıyı hazırlamış olurdu.
O sofrada sadece yemek olmazdı…
Sevgi olurdu…
Emek olurdu…
Aile olurdu…
Önce kendi evimizde bayramlaşırdık…
Sarılırdık…
Öpüşürdük…
Göz göze gelirdik…
İşte bayram buydu…
İstanbul’da çok yakınımız yoktu…
Bir mezarlığımız bile yoktu ziyaret edecek…
Şimdi var…
Ama ne garip…
İnsan bazen kalabalıklar içinde daha yalnız kalıyor.
Öğleden sonra aile dostlarına giderdik.
Kapılar çalınırdı…
Çaylar içilirdi…
Sohbetler edilirdi…
Ve en güzel detay…
Annemle babam…
Her bayram…
Biz üç kardeşe yepyeni, gıcır gıcır kıyafetler alırdı.
Ayakkabılarımız parlar…
Biz de içten içe sevinçten parıldardık.
Ne güzel günlerdi…

Bugün…
Bayram gelince ilk sorulan soru şu:
“Tatili kaç gün?”
Valizler hazırlanıyor…
Uçaklar doluyor…
Oteller dolup taşıyor…
Ama kalpler…
Boş kalıyor.
Bir mesaj atıyoruz…
“İyi bayramlar…”
Ve görev tamam sanıyoruz.
Oysa bayram…
Mesajla değil,
temasla yaşanırdı.
Bayram…
Ekranda değil,
insanın kalbinde olurdu.

Şimdi herkes soruyor:
“Nerede o eski bayramlar?”
Aslında cevap çok acı…
Eski bayramlar bir yere gitmedi…
Biz onlardan uzaklaştık.
Sevgi azaldı…
Zaman hızlandı…
İnsan insanla arasına mesafe koydu.

Bugün bayram…
Ben yine annemi düşünüyorum…
Babamı düşünüyorum…
O sofrayı…
O sesi…
O sabahı…
Ve içimden sadece şu cümle geçiyor:
Anne baba yoksa bayramın hiçbir tadı yok…
Çünkü bayram;
en çok onların sesiyle, onların duasıyla, onların varlığıyla bayramdı…
Şimdi anlıyorum…
Onlar varken fark etmediğimiz her şey,
yokluklarında içimizi yakan bir hatıraya dönüşüyor.
Ve ben bugün…
herkes “iyi bayramlar” derken içimden sadece şunu söylüyorum:
Bana her gün bayram…
Ama içinde annem yoksa, babam yoksa…
Hiçbir gün bayram değil…
Bayramlar eskisi gibi değil…
Çünkü biz eskisi gibi değiliz…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?